Yazarlar
Geçmişten günümüze baharın müjdecisi Nevruz
Yaygın olduğu geniş coğrafyada birçok ulusun kendi kültür değerleriyle özdeşleştirip sembolleştirdiği ve özü itibariyle baharın gelişinin coşkuyla karşılanarak, dargınlıkların unutulup, dostluk, sevgi, kardeşlik ve paylaşmanın ön plana çıktığı en güzel bayramlardan biridir, Nevruz…
Kırgınlıkların unutulduğu, küskünlüklerin bir yana bırakıldığı, dostluk, sevgi ve kardeşliğin pekiştiği, ne olursa olsun iyimserliğin yayılmaya çalışıldığı günlerdir bayramlar. Birbirimize karşı anlayışın en üst seviyede olduğu bu özel günlerde, tatlı yiyip tatlı konuşmak bayramlarımıza özgü bir gelenektir. İşte tüm bu iyimserliğin sergilendiği, paylaşmanın ön plana çıkarıldığı bu güzel bayramlarımızdan birisi de Nevruz’dur…
İçinde bulunduğumuz soğuk kış günlerinin geride bırakıldığı Mart ayı ve bahar mevsiminin müjdecisi olan doğa, Nevruz’u getirir aklımıza. Yaşadığı coğrafyadaki insanları birbirine kenetleyen, Ergenekon’dan demir dağları eriterek dirilen atalarının ruhlarıyla yanan bir ateştir, Nevruz. Bu ateş, hiç sönmeden binlerce yıl yandı ve gelecekte de kıvılcımlarından binlerce gönlü tutuşturarak ortak kültür ocağında binlerce ruhu ısıtacaktır. Nevruz gülleri geleceğe umutlar taşısın. Avrasya’nın ve Türk aleminin Nevruz Bayramı kutlu olsun…
Avrasya’nın ortak bayramı Nevruz
Türk dünyasının kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna kadar uzanan engin coğrafyada yaşayan toplulukların pek çoğu tarafından yaygın olarak kutlanan Nevruz’un da bütün bayramlar gibi dini ve milli bir inanıştan, o toplumu ilgilendiren ortak bir hatıradan, geleneklerden, duygulardan ve tabiatın insanlara tesir eden bir olayından doğduğuna inanılır.
Nev (yeni) ve ruz (gün) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelen ve Yenigün anlamını taşıyan Nevruz geleneğinin tarihi, Buzul Çağı’nın bitmesinden hemen önceki günlere yani 15.000 yıl öncesine kadar uzanır. O zamanlarda doğa insanoğlunun hayatında önemli bir yere sahipti ve zor geçmiş bir kışın ardından gelen baharla beraber uyanan tabiat ana, insanoğlu için bereketin gelmesi demekti. İşte böyle bir dönemde bu Nevruz kutlamalarını başlatanın Efsanevi Pers Kralı Cemşid olduğu söylenir. Nevruz, belki de İran evrenbiliminin mimarlarından olan Zerdüşt tarafından kurumsallaştırılan bayramlardan biridir. Bundan yaklaşık 12 yüzyıl sonra M.Ö 487 yılında Büyük Darius, Persepolis’teki yeni inşa edilmiş olan sarayında Nevruz bayramını kutluyordu. Yapılan son araştırmalara göre gerçekleştirilen bu kutlamalar çok özel bir anlam taşır. Sadece 1400 yılda bir Nevruz sabahı saat 06.30’da güneşin ilk ışıkları gözlemevindeki büyük kabul salonuna denk gelir. Bu nedenle, nevruz kutlamalarının eski toplumlar için çok uğurlu ve önemli sayıldığı açıktır. Persepolis yerleşkesinin ya da en azından Apadana’non sarayının ve “Yüz sütunlu Salonun” Nevruzu kutlamak amacıyla inşa edildiği sanılıyor. Ne yazık ki eski kitabelerde Nevruzdan bahsedilmez.
Tabiat ile iç içe, kucak kucağa yaşayan, toprağı “ana” olarak vasıflandıran Türk kavimlerinin düşünce sisteminde de “baharın gelişi” önemli bir yere sahipti. İç karartıcı günlerin ardından doğan hareketli, pırıl pırıl güneşli, kuş ve hayvan sesleriyle kurulmuş ilahi orkestranın musikisi insan hayatını canlandırır. Ayrıca ortaya çıkan rengarenk tablo, kıştan bahara geçişin de en güzel tasviridir. Türk dünyasında hemen her devirde büyük bir coşkuyla kutlanan ve önemli bir yere sahip olan Nevruz; barış, kardeşlik, hoşgörü ve dostluk bayramı olduğu kadar; birlik ve beraberliğin de simgesi olur.
İşte Orta Asya’dan Balkanlardaki uluslara kadar çok geniş bir bölgede yerel renk ve inançlarla kutlanan Nevruz’un Türk Dünyası’nda; Yeni Kün, Yengi Gün, Yengi Kün, Yeni Yıl, Çağan, Ergenekon, Ergenekün, Ulustın, Uluğ Küni, Baba Marta, Bahara Kavuşma, Ulaşma, Yeni Yıl ve hatta Anadolu’da Sultan-ı Nevruz, Nevruz Sultanı ve Mart Dokuzu gibi yirmi beşin üzerinde, Anadolu’da ise kırka yakın ismi vardır.
Her ulusun kendi kültür değerleriyle özdeşleştirip sembolleştirdiği, özü itibariyle baharın gelişinin coşkuyla kutlanıp karşılandığı bu gün; Hun, Göktürk, Uygur, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde Nevruz bir örfi bayram olarak kabul edilmiş, çeşitli eğlence ve merasimlerle kutlanmış. Cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk’ün önderliğinde, 1922, 1923, 1924 ve 1926 yıllarında Ergenekon Bayramı adıyla kutlanan Nevruz, daha sonraki yıllarda yerel seviyede sürdürülür olmuş.
Kutlamalar ve Nevruz gelenekleri
...
Devamını Ege Life'ın Şubat-Mart sayısında bulabilirsiniz.
Ege Life'ın Şubat-Mart sayısı tüm Yaysat - Migros - Kipa ve D&R'larda bulunmaktadır.

Ahmet GÜREL
Berna BRIDGE
Beyza IŞIK
Burakhan UYGAN
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Çağnur ŞARMAN
Ferda Ercan UYULAN
Işık TEOMAN
Meltem ONAY
Necdet GONCAGÜL
Özlem DEMİRCAN