Bayındır çiçeğin başkenti olacak
Böylesine iddialı konuşuyor Bayındır’ın AK Partili Belediye Başkanı Mehmet Kertiş... “Çiftçiyim, halk adamıyım” diyor... İlçesini marka kent yapmayı kafasına koymuş, Bayındır’ın en büyük değeri olan çiçeği üretenin CEO’luğunu üstlenmiş...
Ege’de sarı sıcak bir gün hakim. Erimiş asfaltın üzerinden Bayındır’a doğru yol alırken, bir su birikintisinin içinden geçiyormuşçasına ötüyor aracımızın lastikleri... Sağlı sollu çiçek seralarının arasından geçiyoruz. Sarı sıcak var ama ova yeşil mi yeşil. Her taraf mis gibi çiçek kokuyor. Aralıyoruz camlarımızı, mis gibi çiçek kokusuyla dolduruyoruz abaramızın içini. Yol arkadaşlarım Nuri İmre ve Mehmet Emin Al’a ilaveten stajyer muhabirimiz Tolga Kabak da bizimle... Bayındır Belediye Başkanı Mehmet Kertiş ile olan randevumuza gidiyoruz.
Muntazam ve tertemiz caddelerden geçtikten sonra restore edilmiş eski bir binanın önünde duruyoruz. Başkan Kertiş’in yeni yaptırdığı gökkuşağı renklerini taşıyan, çiçek, zeytin ve termal zenginliğini simgeleyen Bayındır Ablemi dikkatimizi çekiyor girişte. Bu güzel çalışmanın Bayındır’a ve antik izler taşıyan binaya ne kadar yakıştığını düşünürken, eloktronik kapı açılıveriyor önümüzde... “Olmamış, bu canım yapıya bu kapı hiç gitmemiş” diyorum Başkan Mehmet Kertiş’in mütevazı odasından içeri girer girmez... “Haklısın Gürol Hocam” diyor Başkan, aynı eleştiriyi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan da aldığını, Erdoğan’ın “Bir dahaki gelişimde bu kapıyı görmeyeceğim” dediğini anlatıyor açık gönüllülükle...
O küçücük Belediye Binası’nı misli misli büyütmüş Kertiş... Çok da güzel olmuş değiştireceğine söz verdiğine kapısı hariç!.. İlk kez tanışıyorum Başkan Kertiş’le... Kısa kesilmiş saçları, geniş omuzları, uzunca boyu ve kravatsız gömleği ile tam yörenin insanı portresini çiziyor. “Artık dışarı çıkıp, halkımın arasına karışacaktım” diyerek, randevumuza biraz geç kaldığımızı ima ediyor.
Gecikmemizin Bayındır yolunun sürat yapmaya engel eriyen asfaltından ve kamyon ağırlıklı yoğun trafiğinden kaynakladığı bilgisini verip, söyleşimize geçiyoruz.
İlk sorumuz Bayındır ekonomisine yön veren çiçek üzerine oluyor... Neler yapıyorsunuz çiçekle ilgili?
Son dönemlerde çiçek büyük ivme kazandı. Bunu pekiştirmek, üreticimize hız ve güç vermek için bir çok il belediyesinin beceremeyeceği bir festival hazırladık. Yıllardır şenlik konseptiyle kutlanan etkinliğimizi Uluslararası Bayındır Çiçek Festivali’ne dönüştürdük. Biz Bayındır’ı, Yalova’dan sonra Türkiye’nin ikinci büyük çiçek üretim merkezi yapmak istiyoruz. Bu ilçede yaşayan her vatandaşımız çiçek üretimiyle meşgul olur. Çiçek bizim her şeyimizdir. Osmanlı Sarayları’na Bayındır’dan çiçek gittiğini, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde Bayındır’dan ‘gül bahçesi’ diye söz ettiğini biliyor muydunuz?
Osmanlı Sarayları’na gittiği bilmiyordum, öğrenmiş oldum. Bir ara çiçekciliğin bitme noktasına geldiğini hatırlıyorum sanki.
Bizden önceki dönemde çiçekçiliğin modern tarzda yapılmadığını gördük. Ne yapabilirize baktık. İstanbul ve İzmir belediyelerinden teknik elamanlar getirerek, çiçekçilikte kaliteli üretime zemin hazırladık. Benim insanım çalışkan, işi biliyor. Bir teknolojisi eksikti. Şu anda yani görevde olduğumuz 16 aylık süreçte, yüzde 50 bir iyileşme sağladık. Şu anda İzmir’e 5 milyon, İstanbul’a 5– 6 milyon adet bitki veriyoruz. Artık üreticilerimiz anlaşmalı bitki üretiyorlar. İl ve ilçe belediyeleri Bayındır’dan bitki alma yarışında adeta. Bakın Türkiye’nin yer örtüsünün yüzde 70’ini, mevsimlik çiçeğin ise yüzde 35’ini biz veriyoruz. Çiçekçiliğimizi dünya çapında duyurmak ve yeni pazarlar yaratmak için çalışmalar içindeyiz. Bizim lokomotifimiz çiçek. Ben de çiçekçimin, üreticimin CEO’luğunu üstlenmiş durumdayım.
Bayındır’ın bilinmeyen bir gerçeği var. “Zeytinde Körfez bölgesi dahi eline su dökemez” derler. Doğru mudur?
Bizim 5 milyon adet kayıtlı zeytin ağacımız var. Zeytinlerimizi nüfusumuza bölerseniz, kişi başına düşen ağaçta Türkiye ikincisi olduğumuz gerçeğiyle karşılaşırsınız. Bölgemizde 42 zeytin yağı fabrikamız var. Türkiye’nin ismini veremeyeceğim ünlü firmaları, o bal gibi yağımızı bizden 3.5-4 liraya alıp, kendi tesislerinde işleyip 10–12 liraya satıyorlar. Şimdi biz bu işte Bayındır’ı marka yapmayı hedefliyoruz. Bunu başarınca kent ekonomimize büyük bir ivme kazandırmış olacağız.
Çok ilginç. Demek o ünlü markaların yağlarını yemeklerimize dökerken, bilmeden Bayındır zeytinyağını kullanıyormuşuz. Biraz da başka bir kalkınma hamlenizden, jeotermalden konuşalım mı?
Dünyanın en verimli ve değerli topraklarına sahip Bayındırımızda, sağlık turizmini geliştirmek istiyoruz. Bugüne kadar verimli kullanılmayan jeotermal kaynaklarımızın bulunduğu bölgeye bir sağlık köyü kurmayı planlıyoruz. Bu konuda projelerimiz hazır. Yatırımcıları sizin aracılığınız ile Bayındır’a davet ediyorum. Termal turizmi alanı olarak ilan edilecek bölgemizde önümüzdeki yıl harika tesisler olacak. İlçemiz sağlık alanında bir cazibe merkezi haline gelecek. Bunun yanı sıra Bayındır bir organik tarım merkezidir. İzmir’de hangi pazara giderseniz gidin, pazar nüfusunun büyük kısmı Bayındırlıdır ve tezgahlarında bölgemizin ürünleri satılır. Ayrıca yayla turizmi üzerine de güzel çalışmalarımız var. 20 hektarlık bir alanda müthiş bir park yapıyoruz. Açılışına sizleri de davet edeceğim ve çok beğeneceğinize eminim.
Geliriz ve o keyfi sizinle paylaşırız. Çok eski yapılara sahip bir ilçe Bayındır. Bu konuda her hangi bir çalışmanız var mı? Tarihi Kentler Birliği’ne üye oldunuz mu?
Tarihi Kentler Birliği’nin üyesiyiz. İlçemizde bulunan dört tarihi binayı kamulaştırdık, restore çalışmalarına başladık. Bu gibi kıymetli binalarımızı kurtarmak için elimizden geleni yapıyoruz.
CHP’nin tulum çıkardığı İzmir’in nazar boncuğu gibisiniz. AK Partili Başkan olmanız, Bayındır’a bir avantaj sağlıyor mu? Yoksa tersine bir durum var mı?
Ben herşeyi Bayındır için yapıyorum. Benim halkım hizmeti özlemiş. Bir parka bank koysam, hizmet olarak algılanıyor. Bayındır hizmete aç . Seçimin arkasından rozetimi çekmeceme koydum. İlk icraatım da bana az oy veren Çırpı Mahalleme hizmet götürmek oldu. Türkiye Cumhuriyeti’nde 55 hükümet gelmiş geçmiş Hiçbir hükümet Bayındır’a hizmet vermemiş. Ama Ak Parti ile birlikte, ilçenin kaderi hızla değişmeye başladı. Vatandaşım beni zengin evin şımarık çocuğu gibi görüyor. Partim iktidarda diye benim her istediğimi koparabileceğini, Ankaraya gidince çantam para dolu olarak döneceğimi düşünüyorlar. Oysa Adalet ve Kalkınma Partisi, projesi ve akılcı bir önerisi olmayan hiç kimseye para vermiyor. Verdiği zaman projeleri takibe alıyor. inanın bir delikli kuruşun hesabını soruyor. Zaten doğrusu da... Adalet ve Kalkınma Partisi budur işte.
Sıra dışı bir şey sormak istiyorum . Seçimlerde bir kartvizit yapmışsınız, arkasına ne yazdığınızı açıklar mısınız?
(Gülüyor Başkan Kertiş) Evet özel bir kartvizit yaptırdım ve arkasına ‘kendini seç’ diye yazdırdım. Halkıma; “Sen zaten 15 yılını kaybetmişsin, çocukların için geleceğin için bir 5 yıl da beni seçip kumar oyna” dedim. “Bayındır’ı iyi geliştirememişsem, tarihine kültürüne sahip çıkamamışsam, hizmet getirememişsem, bu cevheri bende görmemişsen, beni sandığa gömün” dedim. “Kendini seç” dedim... “Bayındır çiçek kenti olacak, sosyal donatı alanlarımız olacak, sinerjisi ve enerjisi bol bir adam seçin” dedim. Ben doğma büyüme Bayındırlıyım. Zaten halkın içinden, çiftçilikten geldim. Hemşerinle oturup, sırtını sıvazlamadın mı, mahalle arasında onlarla bir çay içmedin mi, okey masasında taş döşemedin mi olmaz...Halkım bana inandı... Şimdi bu güvene layık olmak için gece gündüz çalışıyorum. Ben belediye başkanı seçildiğimde Bayındır, köy ile şehir arasına sıkışmış bir yerdi. Beş yıllık görev sürem bittiğinde her yönüyle özel bir kent olacak.
Röportaj: Gürol TULUNAY
Fotoğraf: Mehmet Emin AL

