Afrika’da Afrikalı Asya’da Asyalıyım
Bu sırada silah sesleri duyuldu. Sokakta yaralı insanlar vardı. Fransız Sipa ajansında çalışan Türk foto muhabiri Coşkun Aral ile Visnews muhabiri Lübnanlı Ali Musa, görüntü almayı bırakıp kurtarma çalışmalarına katıldılar. Bu iki gazeteci risk alarak hayat kurtarma cesareti gösterdi. Diğer gazeteciler de sadece ve sadece kendi profesyonel görevlerini yerine getirme cesaretiyle yetindi. Onlar için hayat kurtarmak, görüntü almaktan daha az değerliydi. Böyle biliniyordu Vikipedi’de.
Havada karada gazetecilik aşkı
Güneşli bir sonbahar sabahı kavaltı sonrası gazetelere bakarken can sıkıcı onca haberin içinde okumaktan keyif alabileceğim bir söyleşi aradım umutsuzca, son gazete olan Haber Türk’ün Pazar ekini karıştırınca “nihayet” dedim. Önce bir Türk kahvesi ardından keyifle başladım okumaya. Uçak fobisi olan ben için bırakın binmeye, uçağı havada bile göremem. Hatta Havaş servislerinin önünden geçerken bile.... Söyleşinin bir yerinde “kaçırılan uçak”, diyor, “siz pilotun olduğu kokpit’e girerek korsanlar ile ropörtaj yapmak istemişsiniz” diye soru geliyor bugün 54 yaşında olan o genç gazeteciye. “Evet ropörtaj yaptım” diyor. Hala büyük bir heyecanla. Cesaretinden ziyade “gazetecilik aşkı”na hayran kaldığım bu mavi gözlü savaş foto muhabiri, belgeselci Çoşkun Aral. Geçtiğimiz gün İzmir’e geleceği haberini aldım fotoğraf bölümünde öğrenci olan bir arakadaşımdan. Bunu olsa olsa Ajansın usta foto muhabiri Kenan Çimen biliyor olmalıydı diye düşündüm. Evet doğruymuş program...
Yaşlanmış beden, genç vicdan
Haber merkezinden çıkarken ropörtaj yapamama ihtimalini düşünerek girdiğim stresten kurtulmak için Çoşkun Aral ile konuşmak, kabul edip etmeyeceğini öğreneceğim ana kadar sürecekti çaressiz. Öğrencilere yapacağı konuşma öncesi çay ikram edildi. Yapmayı çok istediğim bu ropörtaj için evet demesini umarak “Sizinle kısa bir ropörtaj yapmak istiyorum. Konuşma sonrası da olabilir” dedim. Samimi bir ses ve yaşamış olduğu onca zorluktan, tanık olduğu onca katliamdan geriye kalan destansı hayatını özetleyen birer şiir gibi olan gözleriyle baktı ve “Yaparız tamam” dedi. Kabul etmesinden ziyade samimi ses tonu beni etkiledi Üzerinde basın yeleği ve hırkaya benzer kahve rengi bir şey vardı. Yaşına bakıldığında aslında 54 yaşındaki bir adam için fazlaca yaşlı görünüyordu. Elbetteki son derece zorlu bir hayatı olan bu adamın Nepal’de Afrika’da Irlanda’da tanık olduğu onlarca katlimdan geriye kalmış genç bir vicdan, yorgun bir beden, plazalarda gazetecilik yapan yaşıtlarından çok daha yıpranmış görünecekti. Bunları kısaca düşünüp savaş foto muhabiri olarak yaşadığı zorluklara dair neler hissettiğini sordum.
“...../Öfkem yaşayamadıklarımdan”
Röportajın devamını Ege Life'in Ocak sayısında bulabilirsiniz.
Ege Life'ın Ocak sayısı tüm Yaysat - Migros - Kipa ve D&R'larda bulunmaktadır.

